Bu noktadaki çökme ve bozulmalar nedeniyle araçlar zarar görüyor, vatandaş mağdur oluyor, sürücüler ise her geçişte aynı çileyi yaşıyordu. Ön tamponunu bırakan da oldu, aracında maddi hasar oluşan da. Yani ortada küçümsenecek değil, doğrudan vatandaşı etkileyen ciddi bir sorun vardı.

İnegöl basını olarak bu konuyu defalarca gündeme taşıdık. Haberler yaptık, görüntüler paylaştık, vatandaşın şikayetlerini duyurmaya çalıştık. Ancak bunca habere rağmen uzun süre somut bir adım atılmadı. Bursa Büyükşehir Belediyesi cephesinde beklenen müdahale bir türlü gelmedi.

Sonrasında İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban devreye girdi. Bursa Büyükşehir Belediyesi'ne bu bölgedeki asfaltın yenilenmesi için tekrar tekrar başvuruda bulunuldu. Çünkü yasa gereği ana arterlerde asfalt çalışması ilçe belediyesinin değil, büyükşehir belediyesinin sorumluluğunda. Yani İnegöl Belediyesi istese de gidip oraya doğrudan asfalt dökemez. Yetki Bursa Büyükşehir Belediyesi'ndedir.

Nihayet ekipler geldi, çalışma yapıldı. Ama ne yazık ki ortaya çıkan sonuç, vatandaşın beklediği gibi olmadı. Döşenen asfaltın eski halinden çok da farkı yoktu. Zemin yine düzgün değildi, yol yine sorunluydu, görüntü yine tat vermiyordu. Kısacası yapılan iş, "oldu" demek için yapılmış gibiydi.

Bunun üzerine hem İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban tepki gösterdi hem de basın mensupları durumu yeniden gündeme taşıdı. Tepkiler büyüyünce ekipler bir kez daha geldi. Yani aynı yere ikinci kez müdahale edildi. Bu da ister istemez şu soruyu gündeme getirdi: Madem ilk iş doğru düzgün yapılmayacaktı, neden kamu kaynağı iki kez harcandı?

Burada asıl dikkat çekici olan ise vatandaşın önemli bir kısmının meseleyi yanlış okuması oldu. Yapılan hizmeti doğrudan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey'in insiyatifiyle yapılmış gibi değerlendirenler olduğu gibi, işin perde arkasında Alper Taban'ın ısrarlı girişimlerinin bulunduğunu görmezden gelenler de oldu. Oysa ortadaki tablo açık. Eğer Alper Taban bu konunun üzerine gitmese, başvuru üstüne başvuru yapmasa, kamuoyu baskısı oluşmasa, o yol belki de hala aynı halde kalacaktı.
Ne gariptir ki bazı vatandaşlar, hizmetin gerçek sorumlusunu sorgulamak yerine faturayı yine ilçe belediye başkanına kesti. Yetki büyükşehirde, sorumluluk büyükşehirde, asfaltı döken büyükşehir; ama eleştiri dönüp dolaşıp Alper Taban'a yöneliyor. Üstelik iş bununla da kalmıyor. Sosyal medyada seviyesiz, kırıcı ve hakaret içeren yorumlarla mesele değerlendirilmek isteniyor. Eleştiri elbette olur. Siyasetçi eleştirilir de, gazeteci de eleştirilir, belediye başkanı da. Ama bilgi sahibi olmadan, yetki alanını bilmeden, meseleyi araştırmadan yapılan yorum; eleştiri değil, haksızlıktır.

Bu mesele bize bir şeyi yeniden gösterdi: İnegöl'de bir sorun varsa, vatandaş önce sonucu görüyor ama çoğu zaman yetkinin kimde olduğunu sorgulamıyor. Halbuki belediyecilikte işleyiş nettir. Ana yol büyükşehrin sorumluluğundaysa, hesabı da oraya sormak gerekir. İlçe belediyesi uğraşıyor, bastırıyor, takip ediyor; ama yetki onda değilse, yapılan ya da yapılmayan işin tüm yükünü ona yıkmak adil olmaz.
Son söz şu: Bu asfalt meselesi, sadece bir yol çalışması değildir. Bu olay aynı zamanda sorumluluğun kimde olduğunu, hizmetin nasıl yapıldığını, kamu parasının ne kadar özenli kullanıldığını ve vatandaşın kime neden tepki göstermesi gerektiğini ortaya koyan somut bir örnektir. Eleştirelim, sorgulayalım, hesap soralım. Ama doğru kişiye, doğru sebeple ve doğru bilgiyle. Çünkü şehirler de, kurumlar da, kamuoyu da ancak böyle düzelir.